Rusya başta olmak üzere Almanya, Suudi Arabistan, Yunanistan, Bulgaristan, Hollanda, Rusya, Fransa, Irak, Romanya ve İsrail gibi ülkelere ihracat yapan Türkiye, şimdilerde ihracat oranını yüzde 50'lere çekmeyi hedefliyor. Kapasitesinin çok az bir bölümünü ihracatta kullanan ayakkabı sektörünün sorunlarını, hedeflerini ve pazar dengelerini bu alanın önemli markalarından Ayakkabı Dünyası'nın Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Akbacakoğlu ile konuştuk.Ayakkabı satın alma ve giyme konusunda ülke olarak ne durumdayız, yılda kaç çift ayakkabı giyiniyoruz?
Dünyada kişi başı tüketim ortalaması 3-5 iken, bu oran Türkiye'de 2- 3 oranında seyrediyor. Kişi başına düşen gelirin düşük oluşu, bu oranın, dünyadaki diğer ülkelere oranla düşük olmasına neden olmakta. Bununla birlikte, ayakkabının zorunlu ihtiyaçtan öteye geçmesi, bu oranın ülkemizde de her geçen yıl önemli oranda artış göstermesini sağlamakta. Bunda, sektördeki tasarımın, modanın ve markalaşmanın yaygınlaşmasının da etkisiyle artık ayakkabının insan psikolojisinde önemli bir yere oturması, kişinin karakterinin, yaşam biçiminin ve stilinin bir parçası olarak görülmeye başlaması da etkili oluyor.
Yıllık ayakkabı pazarının mali büyüklüğü ve işletme sayısı ne kadar?
Türk ayakkabı sektörü 2,3 milyar dolarlık iç ve dış ticaret hacmi ile 380 bin kişiye istihdam sağlayan ve yaklaşık 40 bin işletmenin faaliyette bulunduğu bir sektör.
Satışın kadın, erkek ve çocuk bazında yüzdeleri ne şekilde?
Ayakkabı Dünyası olarak, tüm grupların bir arada satıldığı bir aile mağazası olduğumuz için bizdeki verilerden yola çıkarak, genel sektörel yorumlarda bulunmak gerekirse; yüzde 45 kadın, yüzde 30 erkek ve yüzde 25 oranında çocuk ayakkabı satışı gerçekleşiyor.
Ayakkabı satışlarının yaş grubuna göre yüzdeleri ne şekilde gerçekleşiyor?
Satışın yüzde 25'ini 0-14 yaş grubu tarafından karşılanırken, kalan kapasitenin büyük bölümünü 15-35 yaş grubuna yapılan satışlar oluşturuyor. Tüm gruplarda, açık ayakkabı ve sandalet oranı yüzde 30 civarı, bot ve çizme oranı yüzde 25, kalan yüzde 45'lik oranda da genel tüm modellerdeki kapalı ayakkabıların satışı gerçekleşmekte.
Türkiye'nin yıllık üretim kapasitesi ne kadar? Kapasitenin ne kadarı kullanılıyor? İthal ayakkabılar kapasite kullanım oranını etkiliyor mu? Tüketici ithal ayakkabıyı tercih ediyor mu?
Türk ayakkabı sektörü, 500 milyon çiftlik üretim kapasitesine sahiptir ancak yalnızca yüzde 50'sini kullanabilmekte. 1996'da Gümrük Birliği ve AB ile uyum süreci çerçevesinde gümrük vergilerine uygulanan indirimler, ayakkabı ithalatının ciddi oranda artmasına neden olurken, bu gelişme ithalatın yanı sıra, ihracatın yolunu da açmış oldu. Son dönemde uygun işgücü maliyeti sebebiyle birçok firma tarafından üretimin Uzakdoğu'ya kaydırılması ya da ürünlerin direkt ithal edilmesi de kapasite kullanım oranlarını önemli ölçüde etkileyen faktörler olarak görülmekte. Uzakdoğu'da hızlı ve ucuz üretimin yaygınlaştığı ilk dönemlerde, tüketici pazara yeni girmiş, albenisi olan, ucuz ürünlere yöneldi. Ancak özellikle marka olmayan, kontrolsüz ve kalitesiz bir şekilde üretilen Uzakdoğu ürünleri, çoğunlukla imitasyon olmaları ve ayak sağlığına uygun olmamaları nedeniyle kısa sürede halkımızı olumsuz yönde etkilemeye başladı. Şu anda tüketici bu konuda önemli ölçüde bilinçlenmiş durumda. Kaliteli ve kalitesiz, sağlıklı ve sağlıksız ürünü kolaylıkla ayırabiliyor. O nedenle, kaliteli ithal ayakkabının ve yerli üretim ayakkabıların tercih edilme oranı, kalitesiz ithal üretime kıyasla çok daha yüksek. Sektörün bir özelliği üretimde yerli hammadde girdilerinin ağırlıklı olarak kullanılmasıdır. Böylelikle, üretime sağlanan katma değer büyük ölçüde ülkemiz kaynaklarından oluşturulmakta. Halihazırda üretim girdilerinin yüzde 70'i yerli yüzde 30'u ithal.
Sektör'de ihracatın durumu nedir?
Geçmiş yıllarda üretiminin yaklaşık yüzde 90'ını iç pazara satan ayakkabı sektörü, son yıllarda ihracata ağırlık vermeye başladı. Ancak yıllık üretimin büyük çoğunluğunun iç piyasada tüketildiğini göz önünde bulundurursak, kapasitenin yalnızca çok az bir bölümünün ihracatta kullanıldığını söyleyebiliriz. Sektörümüz 2006 yılını 221.939.000 dolarlık ihracatla kapattı. Buna karşın ithalatımız ise 514.000.000 dolar olarak gerçekleşti. Deri ve deri mamulleri arasında ayakkabı ihracatının oranı yüzde 20'lerde seyretmekte. Amaç, bu oranı dünyada olduğu gibi yüzde 50'lere çekmek olmalı. 1990'lı yıllarda yaygınlaşan pazar arayışları sonucunda sektör, başta Rusya'ya olmak üzere ihracatını artırdı. Halihazırda ayakkabı ihracatımızda belli başlı pazarlar Almanya, Suudi Arabistan, Yunanistan, Bulgaristan, Hollanda, Rusya, Fransa, Irak, Romanya ve İsrail. İhracatın ağırlık kazanmaya başlamasıyla, büyük miktarlarda ve Avrupa standartlarında ortanın üstü kalitede ayakkabı üretebilecek firmalar ortaya çıktı. Son yıllarda özellikle ihracatını artırmak ve pazar yelpazesini genişletmek yönünde faaliyetlerde bulunan sektör, dağıtım ve pazarlama alanında sektörel bir dış ticaret şirketi kurdu. Teknolojik yatırımlarda da sektörde gelişme devam etmekte. Ayakkabı üretiminde şu anda dünyada ne teknoloji kullanılıyorsa, Türkiye'de de aynı teknoloji kullanılmakta.
İtalya, İspanya ve Türkiye en kaliteli ayakkabıyı yapan ülkeler demiştiniz. Deride Avrupa'da ikinciyiz, el üretiminde ise en iyi Türkiye dediniz. Kalitede ilk üç sırada yer almasına rağmen, ihracatın önünde engel oluşturan markalaşamama ve malzeme standardını yükseltememesinin nedenleri nelerdir?
Avrupa'da İtalya ve İspanya'dan sonra gelen Türk ayakkabı sektörü, ihracata yeterince ağırlık vermemesi nedeniyle dünya pazarlarında beklenen oranda söz sahibi değil. Sektör olarak köklü bir geleneğe sahip olmamıza rağmen ülke imajına yeterince ağırlık verilmemesi, ülkemiz ayakkabı sanayi sektörünün tanıtımının yeterli seviyede olmayışı ve mevcut pazarlara ilaveten yeni pazarların devreye sokulmaması, dünya ayakkabı ticaretinden daha büyük pay almamızın önündeki en büyük engellerden biri. Bununla beraber, küçük atölye tipi üretim biçiminin hakim oluşu, kalifiye olmayan işgücü, tasarıma yeterince önem verilmeyişi, ayakkabı yan sanayi girdilerinde standart ve kalite eksikliği gibi yapısal sorunlar da ihracat potansiyelinin yeterince değerlendirilememesine sebebiyet vermektedir. Ayakkabı sektörü, özgün tasarıma sahip, kaliteli ve düşük maliyetli ayakkabılar ürettiği takdirde yurtdışı piyasalarda rekabet gücünü artırabilecek, daha geniş pazarlara satış yapabilecek.
Yaklaşık 4 yıldır ayakkabı fiyatlarının aynı kaldığını ifade ettiniz, bunu hangi sebeplere bağlıyorsunuz?
Uzakdoğu'da ve bazı AB ülkelerinde gerçekleştirilen ucuz üretime karşı rekabet edebilmek amacıyla, bir süredir üretici ve perakendeci birlikte hareket ediyoruz. Kepenk kapatmaya mahkûm olabilecek küçük ve orta ölçekli üreticiler maliyetleri düşük tutmak adına kendi kâr marjlarını minimumda tutarak, hatta yıllardır üretici fiyatlarını aynı seviyede tutmaya çalışarak büyük fedakârlıkta bulundu. Biz de perakendeciler olarak, hem yerli üreticileri bırakmadık, desteklemeye devam ettik. Hem de kâr marjımızı en alt seviyelere çektik. Böylelikle 4 yıldır ayakkabı fiyatları aynı seviyede kalmaya devam etti. Türk tüketicisi bu sayede kaliteyi uygun fiyata alabilme şansına sahip oldu.